Eyüp Tarihi

HZ. EBU EYYUB EL-ENSARİ’NİN
[HALİD BİN ZEYD (R.A.)]
BİYOGRAFİSİ
d. 581 – ö. 669

EBU EYYUB EL-ENSARİ
(HALİD B. ZEYD)
(Ö: 49 / 669)

… Ancak karanlıklara alışan, kötülüklerle bütünleşip, onlarla tek vücut olan zalimler, Rahmanın bahşettiği bu eşsiz lütfu fark etmediler. Onu ellerinin tersi ile itip, vahiy ettiği Kur’an’ı reddettiler. Bununla da kalmayarak, Kur’an ile insanlar arasına girerek, rahmetli onlardan uzaklaştırmaya çalıştılar… Hz. Peygamber’in karşısına dikilerek elçilik görevini engellemeye kalkıştılar.
Bundan sonra büyük bir mücadele başladı. İnsanların çoğu Allah Resulünden kaçarken, az da olsa zorbaların zulümlerini hiçe sayarak, canlarını, mallarını ortaya koyan, hakikatin parlak ışıklarını görüp ona koşan insanlar vardı. Onlar Allah Resulü ile aralarına konan bütün engelleri aşarak Rahmet peygamberine ulaştılar.
Bizzat Allah’ın gözetiminde, Kur’an’ın ışığında, Resulün öğreticisi ve terbiyesi ile yetiştirdiler kendilerini. Kemal merdivenlerini bir bir çıkarak Rahman’ın rızasına doğru, hızla yol aldılar. İşte dünyanın bu en bahtiyar insanlarına SAHABE dendi.

Bu Makale: 678 Kişi Tarafından Okunmuştur.

İbn-i İshak ve daha pek çok tarihçinin anlattığına göre, yüzyıllar önce kendilerine Tubba denilen Yemen krallarından üçü Kabe’ye saldırmaya kalkışır. Bunların sonuncusu ise Es’ad b. Ebu Karib’dir. Allah Resulü’nün (S.A.S.) Medine’ye hicretinden 700 yıl önce meydana gelen bu olay şöyle cereyan eder:
Es’ad b. Ebu Karib çıktığı seferlerinden birinden dönerken Medine’ye uğrar. Orada konaklayıp ordusunun ihtiyaçlarını temin ettikten sonra yoluna devam eder. Burada kaldığı sürede Medineliler ona ve ordusuna çok iyi davranıp, güzel hizmette bulunurlar. Tubba da kimseye dokunmaz. Hatta Medinelilerin ona yaptığı bu ikram ve misafirperverlikten çok memnun kalıp, oğullarından birinin Medine’de kalmasına izin verir.

Bu Makale: 406 Kişi Tarafından Okunmuştur.

“’La ilahe illallah’ diyen hiç kimse, (ebedi) cehenneme girmeyecektir”

O gün Medine, coğrafi yapısı gibi sosyal yapısı itibari ile de Mekke’den farklı bir yapıya sahipti. İslam’dan önce Mekke’de yalnızca müşrik Araplar yaşarken Medine’de müşrik Araplardan başka bir de Yahudiler bulunuyordu. Yahudiler şehrin hemen dış mahallelerinde, Araplar ise şehrin içinde oturuyorlardı. Her iki millet de koyu ırkçıydı. Bu durum onların kaynaşmalarına engel oluyordu. Yüzyıllardır aynı bölgede yaşamalarına rağmen hiçbir zaman birbirleriyle dost olmamış, birbirlerine kucak açmamışlardı. Birbirleriyle ticaret yapsalar, dostluklar kursalar da ilişkileri bundan öteye geçmiyordu. Yahudiler Arapları cahil, kaba, medeniyetten uzak bulup, onları küçümsüyorlardı. Araplar da oldum olası onlardan hoşlanmıyorlardı.

Bu Makale: 209 Kişi Tarafından Okunmuştur.

EBU EYYUB EL-ENSARİ (HALİD B. ZEYD)
Halid b. Zeyd B. Küleyb. b. Sa’lebe b. Abd
b. Avf b. Ganem b. Neccar El-Ensari el-Hazreci
(Ö: 49 / 669)

İsmi : Halid b. Zeyd
Künyesi : Ebu Eyyub
Annesi : Hind bint-i Sad b. Amr b. İmrilkays
Eşi : Ümmü Eyyub b. Kays b. Amr b. İmrilkays
Çocukları : Eyyub, Halid, Abdurrahman, Amre

 

“Konstantiniyye Surlarının Dibine Salih Bir Kişi Defnedilecektir.”

“Ey Allah’ım! Geceyi Beni Koruyarak Geçirdiği Gibi, Sen de Ebu Eyyub’u Koru.”

“Dilerim Sana Hiçbir Kötülük Dokunmaz, Ey Ebu Eyyub!”

“Allah Hoşlanmadığın Şeyleri Senden Kaldırsın.”

“Ne Mutlu Beni Görüp İman Edene; Ne Mutlu Beni Göreni Görene!”

Bu Makale: 214 Kişi Tarafından Okunmuştur.

Tarihsel süreç içersinde ve insanlık yaşamında derin izler bırakmış; sunak, tapınak, belde, kent vb.yerler vardır; hemen hepsi etrafında anlatılan efsane, masal, destan, menkıbe gibi metinler zamanımıza dek gelmiş, bu söylenceleri ilgiyle ve bazen ibretle dinlemiş ya da okumuşuzdur.

Babil sunakları, Bergama daki Büyük Sunak, Haliç'de Semystra, ilk Hristiyanlara ait Laterano Kilisesi'nde saklanan 'Aziz Petrus Masası', Mısır ve Yahudi Sunakları ile Delphoi, Klaros Kehanet tapınakları, Roma'da Jüpiter Capitolinus Tapınağı, Sümer ülkesinde El-Ubeyd, Mısır da Ebu-Simbel Tapınağı ve bunların yanında; Babil, Mekke, Medine, Roma, Kudüs, İstanbul ve Eyüp gibi kent ve beldeler ilk aklıma gelenler...

Eyüp beldesi için bir tarihçe söz konusu edildiğinde bakın zaman bizi nerelere dek götürüyor?

Söylencelerde Konstantinopol'ün kurulması, Eyüp, daha doğrusu, 'Kozmidion'la başlatılır. Bu ad Hristiyan azizlerinden Kozmas'tan gelmektedir. Eyüp ismi ise çok sonra şehri kuşatan Arap ordusundaki bir sahabe kökenlidir.

Bu Makale: 528 Kişi Tarafından Okunmuştur.

Fatih’in EseriFatih Sultan Mehmet 1453 yılında Ebu Eyyüb el-Ensari Hazretleri’nin türbesini yaptırdıktan beş yıl sonra 1458 tarihinde Eyüp Sultan Camii’ni yaptırıp ibadete açtı. Camiye ilave olarak bir medrese, bir hamam, bir imaret ve bir çeşme de inşa edilmişti.

Bu eserler Eyüp Sultan’ı çokça ziyaret edilen bir merkez haline getirdi. Türbe civarında yerleşim de hızla arttı.

Bu Makale: 877 Kişi Tarafından Okunmuştur.

İstanbul’umuzun güzel ilçesi Eyüp’te yatan ve ilçeye adını veren Ebü Eyyüb el-Ensri Hazretleri aslen Medine’li olup burada yaşayan Hazrec Kabilesi’nin Neccaroğulları kolundandır. Asil adı Halid, babasının adı Zeyd, annesinin adi ise Hind’dir. Hem baba, hem de anne tarafından Hz. Peygamber’le ayni soydan gelmektedir.
Ebü Eyyüb el-Ensari Hz. Peygamber ve Müslümanların Mekke’den Medine’ye hicretinden iki yıl kadar önce miladi 620 tarihinde hanımı Ümmü Eyyüb ile birlikte Müslüman oldu.

Bu Makale: 422 Kişi Tarafından Okunmuştur.

Ebü Eyyüb el-Ensari’nin evi iki katlı idi ve üst katını Efendimiz için hazırlamıştı. Ancak Resülullah (s.a.v.) alt katı yukarıya tercih etti. Ebü Eyyüb da onun isteğine uydu. Akşam olunca herkes odasına çekildi. Üst kata çıkan Ebü Eyyüb ile hanımı rahat değillerdi, içlerinde bir huzursuzluk vardı. Allah Resülü alt katta iken kendilerinin üst katta kalmaları hoşlarına gitmiyordu. Bunu saygıda kusur olarak değerlendiriyorlardı. Ayrıca biraz eski olan evin üst katında yürüyünce alt kata ses gitme ve toz toprak dökülme ihtimali vardı. Çok üzüldüler. Evin bir köşesine çekilip sabaha kadar uyumadan beklediler. Sabah olunca Ebü Eyyüb durumu Hz. Peygamber’e bildirdi. Efendimiz de ona, ziyaretçi çokluğu sebebiyle alt katta kalmayı tercih ettiğini söyleyerek kendisini rahatlattı.

Bu Makale: 201 Kişi Tarafından Okunmuştur.

Ebü Eyyüb el-Ensari, Allah Resulü’nün vefatından sonnra İslam’ı yayma ve müdafaa işine önem verdi. Hz. Ebü Bekir (632-634) ve Hz. Ömer devrinde (634-644) bir çok sefere katıldı. Suriye, Filistin ve Mısır’ın fethinde bulundu. Hz. Osman döneminde (644-656) Kıbrıs’ı fetheden orduda yer aldı. Hz. Ali, halifeliği döneminde (656-661) Irak’a gittiği zaman onu Medine’de yerine ve- kil olarak bıraktı, Bu vekalet esnasında bir ara Mescidi Nebevi’de imam olarak görev yaptı. O, Müslümanlar arasında yaşanan iç çekişmelerde taraf olmadığı gibi, herkesi birlik ve beraberliğe çağırdı.

Bu Makale: 170 Kişi Tarafından Okunmuştur.

Medine‘den İstanbul’a Ebu Eyyüb el-Ensari ilerlemiş yaşına rağmen İslam için çalışmaktan geri kalmazdı.

Cihad maksadıyla yılda en az bir defa sefere katılır ve herkesi buna teşvik ederdi. Katıldığı en son sefer, hicri 49 (669) tarihinde müslümanlar tarafından gerçekleştirilen İstanbul kuşatmasıdır. O, Medine’den binlerce kilometre uzakta meydana gelen bu kuşatmaya katıldığı zaman yaşı sekseni geçmişti. Ordu ile beraber İstanbul önlerine geldi ve şehrin fethedilmesi için büyük gayret gösterdi. Ancak bir sonuç alınamadı. Bu arada kendisi ağır bir şekilde hastalanarak yatağa düştü. Bir vasiyetinin olup olmadığı sorulduğunda İslam ordusunun surlara yaklaşabileceği en ileri noktaya defnedilmeyi arzuladığını söyledi. Kuşatma esnasında vefat etti ve vasiyeti aynen yerine getirildi.

Bu Makale: 329 Kişi Tarafından Okunmuştur.

Eyüp Rehberi

Joomla Templates and Joomla Extensions by JoomlaVision.Com